İlk Aşk...
İlk aşka ait anılar, beyinde bağımlılık yaratan ilaç ya da uyuşturucu kadar etki yapıyormuş.
Bunu okuyunca ilk aşkımı hatırlamaya çalıştım. Doğruluğunu test etmek açısından.
Gerçi anladığım kadarıyla, bu, bizim farkına varabileceğimiz bir durum değil.
Yoksa çoktan keşfetmiş olurduk.
Fakat bilim bizim gibi değil tabii.
Göremediğimizi görüyor. En azından adını koyuyor. Demek baktı ki yeryüzünde bir tek iyi giden ilişki yok... "Nedir bu?" diye araştırdı, buldu, çıkardı.
İlk aşk mağduruyuz hepimiz. Benim yandığım, bugüne kadar ilişki konusunda verdiğimiz akılların tamamı çöpe gitmiş bulunuyor. Uzmanlar olsun, dergiler, köşeciler olsun, hiçbirimiz ilk aşktan yola çıkmamıştık zira. Şimdi sil baştan yapacağız. Neyse, iş çıkmış oldu.
Uzatmayayım, ben yine de ilk aşkımı hatırlamaya çalıştım.
Fakat nafile!
Hayır efendim, düşündüğünüz gibi değil!
Hatırlamayacak kadar eskilerde kaldığı için değil yani!
Hem siz de bilirsiniz ki, insan, yaşı ilerledikçe dün ne yediğini unutabilir ancak "fi tarihi" sular seller gibidir.
Ayrıca dün yediğim de "dün gibi" aklımda çok şükür!
Derdim, hangisini ilk aşk olarak kabul edeceğimi bilememem.
Sahi hangisi ilk aşk sayılmalıdır arkadaşlar?
İlk öpüştüğümüz erkek mi?
İlk seviştiğimiz mi yoksa?
Yoksa, okul çıkışında, karşı kaldırımda beklediğini görünce yüreğimizin ağzımıza geldiği, uzaktan bakıştığımız fakat sesini bile duymadığımız sivilceli oğlan mı?
Hatta daha da geriye giderek, ilkokuldaki sıra arkadaşımız mı? Hani bizi beğenmez endişesiyle her sabah annemize saçımızı bir ördürüp bir açtırdığımız, bir toplatıp bir bozdurduğumuz, o kara gözlü çocuk mu?
Ya da hayatımıza kaçıncı sırada girerse girsin, "Daha önceleri neredeydiniz" dedirten mi?
Hangisidir sahi?
Buna bir karar verebilsek, hakikaten bilim adamlarının dediği doğru mudur değil midir bakacağız.
Uzmanların dediğine göre, ilk aşklarıyla yeniden bir araya gelen insanlar ergenlik dönemine ait bir hormon salgılıyorlarmış. Bir "hormonölçer"le bir bir eski defterleri yoklamak lazım belki de. Baktık hormon geliyor "Budur" diyeceğiz zahir.
Hormona değil de bana sorarsanız, ilk aşk habire değişir. Yenisi gelene kadar sonuncusu ilk aşktır.
Bunu okuyunca ilk aşkımı hatırlamaya çalıştım. Doğruluğunu test etmek açısından.
Gerçi anladığım kadarıyla, bu, bizim farkına varabileceğimiz bir durum değil.
Yoksa çoktan keşfetmiş olurduk.
Fakat bilim bizim gibi değil tabii.
Göremediğimizi görüyor. En azından adını koyuyor. Demek baktı ki yeryüzünde bir tek iyi giden ilişki yok... "Nedir bu?" diye araştırdı, buldu, çıkardı.
İlk aşk mağduruyuz hepimiz. Benim yandığım, bugüne kadar ilişki konusunda verdiğimiz akılların tamamı çöpe gitmiş bulunuyor. Uzmanlar olsun, dergiler, köşeciler olsun, hiçbirimiz ilk aşktan yola çıkmamıştık zira. Şimdi sil baştan yapacağız. Neyse, iş çıkmış oldu.
Uzatmayayım, ben yine de ilk aşkımı hatırlamaya çalıştım.
Fakat nafile!
Hayır efendim, düşündüğünüz gibi değil!
Hatırlamayacak kadar eskilerde kaldığı için değil yani!
Hem siz de bilirsiniz ki, insan, yaşı ilerledikçe dün ne yediğini unutabilir ancak "fi tarihi" sular seller gibidir.
Ayrıca dün yediğim de "dün gibi" aklımda çok şükür!
Derdim, hangisini ilk aşk olarak kabul edeceğimi bilememem.
Sahi hangisi ilk aşk sayılmalıdır arkadaşlar?
İlk öpüştüğümüz erkek mi?
İlk seviştiğimiz mi yoksa?
Yoksa, okul çıkışında, karşı kaldırımda beklediğini görünce yüreğimizin ağzımıza geldiği, uzaktan bakıştığımız fakat sesini bile duymadığımız sivilceli oğlan mı?
Hatta daha da geriye giderek, ilkokuldaki sıra arkadaşımız mı? Hani bizi beğenmez endişesiyle her sabah annemize saçımızı bir ördürüp bir açtırdığımız, bir toplatıp bir bozdurduğumuz, o kara gözlü çocuk mu?
Ya da hayatımıza kaçıncı sırada girerse girsin, "Daha önceleri neredeydiniz" dedirten mi?
Hangisidir sahi?
Buna bir karar verebilsek, hakikaten bilim adamlarının dediği doğru mudur değil midir bakacağız.
Uzmanların dediğine göre, ilk aşklarıyla yeniden bir araya gelen insanlar ergenlik dönemine ait bir hormon salgılıyorlarmış. Bir "hormonölçer"le bir bir eski defterleri yoklamak lazım belki de. Baktık hormon geliyor "Budur" diyeceğiz zahir.
Hormona değil de bana sorarsanız, ilk aşk habire değişir. Yenisi gelene kadar sonuncusu ilk aşktır.
PAKİZE SUDA
[ALINTIDIR]


Çok hoş bi yazıydı tşkLer.. yüzümde tebessüm oluşturdu,birazda düşünceli bir hal..
vardığı sonuç mantıklı ama bence ilk aşk hiç bitmeyendir...
ha bu arada konu dışı olcak belki ama blog rengin hiç güzel değil
galatasaraylı olduğum için demiyorum bunu gerçekten çok kötü :D
Eminim ki 6S. lı olmanın hiç bir etkisi yoktur :D:D:D
VALA YOK ya
cidden kötü bi renk :)
Çok ilginç bi yazı.Bazen insan dusunuyoo acaba hangisi ilk aşk diye..?..Acaba birbirinden ayıran ozellik ne ki..?..yazının sonlarına dogru ise yeni biri gelene kadar eskisi ilk aşk oluyo..Bilmem herkes sil baştan yapıyoo galiba..İnsan tanıması çok zoor iken sil baştan yeniden o olmadı yeniden diyenleride anlamıyorum ki..:))..
Yazıyı okuduktan sonra benim aklım"hangisi ilk aşka ?"takıldı.. İlk aşk hangisidir...Yada yeni biri gelene kadar son sevdigin kişimidir..Cevabı çok zor geldi bana..:((
Sanırım bunun tam bir cevabı hiç olmayacak :s
:))...galiba..
pakize su güzel bir konuya deginmişte bence o sivilceli cocuktur cünkü ilk plan ilk hissettigin aşk duygusudur bu benim fikrim tabi ki